Bu haberi sizin için seslendirdik hadi bir de bizden dinleyin. Seslendiren: Abdullah Buyrukoğlu
1933 yılından bu yana yapılan bir çok deney göstermiştir ki; hedeflerimiz hakkında konuşmak hedeflerimize ulaşma ihtimalimizi düşürüyor. Çünkü dillendirdiğimiz her bir hedef beynimiz açısından bir sosyal gerçeklik haline geliyor. Siz o hedefe her ne kadar henüz ulaşamamış olsanız da beyniniz siz sanki o hedefe ulaşmışsınız gibi davranıyor ve o hedefe ulaştığımızda elde edeceğimiz tatmin duygusuna yol açıyor ve bu da sizin gerçek dünyadaki motivasyonunzu düşürüyor.

Dillendirilen niyetlerin gerçekleşmesini engelleyen mekanizma nedir?
Genellikle kendimiz için yararlı bir şey yapma yoluna çıktığımızda bunu çevremizdeki insanlar ile paylaşma gereği duyarız. Örneğin; sigarayı bırakmaya karar verdiğinizde ve spor salonuna başlamaya karar verdiğimizde bunu çevremizdekilerle paylaşırız. Hatta bunu anlatmanın hedefiimize ulaşmakta bize fayda sağlayacağını bile düşünürüz. Oysa yapılan araştırmalar bizim düşüncelerimizin aksine hedeflerimizi gizli tutumanın hedeflerimize ulaşmayı kolalaştırdığını ortaya koymuştur. Bunun sebebi ise genelde hedeflerimizi paylaştığımızda çevremizdekiler hedefimizi onaylıyor ve hatta takdir ediyor işte olaylar tam da burada başlıyor bu onay beynimizde sosyal gerçeklik algısını uyandırıyor ve biz henüz hedefimize ulaşamasak da sanal bir şekilde bize o hazzı yaşatıyor bu ise bizim motivasyonumuzu düşürüyor.
Hedef konusunda dünyaca ünlü araştırmacı Prof. Peter Gollwitzer bir araştırma yapıyor.32 tane hukuk öğrencisini bir odaya alıyor ve onlara bir anket uyguluyor.Ankette de onlara başarılı bir hakim olmak isteyip istemediklerini (hedef) ve bu amaç için ne kadar eğitim faaliyetlerine (hedefe götürecek etkinlikler) katılmak istediklerini soruyor.Bir grup anketi dolduruyor, bir kutuya atıp, araştırmanın ikinci kısmına geçiyor.Diğer grup ise anketi doldurduktan sonra, anketi araştırmacıya veriyor. Araştırmacı ankete bakıyor ve deneğin yanıtlarını onla tartışıyor.Yani, ilk grup hedefini kimseyle paylaşmıyor, ikinci grup başka biriyle paylaşmış oluyor. Daha sonra her iki gruba da farklı hukuk vakaları veriliyor (amaca götürecek öğrenme etkinlikleri). Acaba kim daha fazla vakayı çözmekle uğraşacak? Tahmin edilenin aksine, hedefini paylaşmayan grup vakalarla daha çok uğraşıyor. Yani, hedefe götürecek etkinliklerle daha çok ilgileniyor ve hedefe ulaşma ihtimali daha çok artıyor.

Sevgili dostum, tonlamaların ve çalışman gayet yerinde, tebrikler. Ancak kelimeleri daha sakin yönetmen ve harfleri daha net çıkarmak gerekir. Bazı “harfleri” yutmak ya da kelimeyi kendince birleştirmek dışında güzel bir çalışma. Destekliyorum.
Değerli yorumunuz için çok teşekkürler hocam. Dedikleriniz üzerinde mutlaka çalışacağım. Bundan sonra daha güzel haberlerde buluşmak dileği iler hoşçakalın.