Responsive Reklam Alanı

Bazı zamanlar hepimizin başına gelir bu durum. Sebepsiz yere kendimizi çok mutsuz hissederiz. Olabildiğine düşüktür modumuz, içimizden hiçbir şey yapmak gelmez. Aslında hiçbir sebep yoktur mutsuz olmamız için. Zamanla alışırız bu mutsuzluğa ve kendimize bir kaçış yolu olarak belirleriz. Hadi gelin hep beraber bakalım nedir bu sebepsiz buhranlar.

Bu durumu zaman zaman nerdeyse hepimizin başına gelse de bu durumu tam olarak ifade etmemiz için bir terim bulunmamaktadır. Normalde “hipofeni” terimi sebepsiz üzüntü durumuna verilen isim olsa da halk arasında genelde zihinsel insanları tanımlarken kullanıldığı için anlamını yitirmiştir.

Aslında sebepsiz sandığımız bu durumların da bir durumu vardır.  Bilinçaltımızı eğer bir çuvala benzetirsek ve hatıralarımızı da bir taşa benzetirsek her. Yaşadığmız her şey için çuvala bir taş atıyoruz. Her ne kadar bazı taşlar çuvalın dibinde kalsa da asla kaybolup gitmiyor. İşte her şey de burada başlıyor bazen çuvalın başına attığımız bir taş çuvalın sonundaki taş veya taşları titreştirebiliyor. Bilincimiz bu hatıraların farkında olmasa bile uyarıcılar vasıtası ile o hatıralara dair hislerimiz su yüzüne çıkar ve kendimizi olabildiğine yorgun ve üzgün hissederiz. Asıl can sıkıcı olan ise neden üzgün olduğumuzu bile bilmemektir

Bu deneyimler kuşkusuz kişiye özeldir. Genellikle üzüntü ve mutluklarımızı sebebi başka insanlar ve onlarla yaşadığımız anlardır. İnsanların bu denklemdeki etkisini o kadar normalleştiririz ki denklemden kendimizi bile çıkarırız. Oysa hayal kırıklıklarımızın ve yaşadığımız acıların en önemli nedenlerinden bir; Aşırı adaptasyonnun artık bağımlılığa dönüşmüş olmasıdır.

Responsive Reklam Alanı